• BIST 97.098
  • Altın 259,728
  • Dolar 5,7330
  • Euro 6,4543
  • Konya 20 °C
  • Ankara 18 °C

Halkın malını halka kullandıran Konya Büyükşehir Belediyemize teşekkür ederim

Hatice Karakuş

Arada bir karıştığım halkımızın içinde öyle güzellikler görüyorum ki ne ülkemizin içinde bulunduğu durum ne de dünyanın ahvali bir an bile beni ilgilendirmiyor.

Belki de çoğunlukla bilgisayar karşısında oturup dünyanın düştüğü rezil durumu kısa yoldan bir kerede yüzlerce kez görebiliyor olmamdandır. Ondan dolayı kısa çevremde gördüklerim beni mutlu ediyor.

Konya'da da tabi ki kötü olaylar oluyor. Bunları çoğunlukla bilgisayar karşısında görüyorum.

Belki de kötü insanlar çok iyi rol yapıyorlar da ben görmüyorum.

Nalçacı'da kurulan semt pazarında kendi bahçelerinde yetiştirdiklerini satan ablalar, bazı imkansız mahallelerde yaşayan bilye oynayan çocuklar bana çocukluğumu hatırlatıyor.

"3 korner bir penaltı" diye bağıran okul bahçesinde top oynayan çocukların dışındaki gelecek nesillerimiz umarım benim yaptığım gibi bilgisayar karşısına geçtiğinde dünyada olan kötü olayları görüp etkilenmiyordur.

Ya da belki de o çocuklar bunca kötülüğün içinde dersler çıkarıp ileride "Biz böyle kötü günlerden geçtik" diye kendi nesillerine anlatırlar.

Dışarıda kötü namı nasıl olmuş bilmiyorum ama memleketim Konya ve hemşehrilerim Konyalılar aslında güzel insanlar.

"İstisnaların kaideyi bozmadığını düşünenlerdenim" diyerek bu bahsi kapatmak istiyorum.

Geçim ve hayat şartları dünyanın her yerindeki insanı farklı bir formata sokuyor.

Herkes güzel şehrimizin her yerine dikilen betonların bedelini ödüyor.

En çok da çocuklar. Onlara oynayacak bir alan bırakamamak bizim hayat standardımız olmuş.

Kafamı arka odanın penceresine çeviriyorum mevcut alanlar da o çok kıymet verdiğimiz otomobillerin istilasına uğramış. Yani geleceğimiz bir nevi fosil yakıt düşmanı otomobillerimizle betondan kulelerimiz arasına sıkışmış.

"Ne zaman bu hale geldik" diye bir de klişe kullanmak istiyorum.

BÖYLE YAPIN HER AY ZAMA RAZIYIM

Çocuklarımız böyle. Ya yaşlılarımız...

Geçtiğimiz gün Konya Büyükşehir Belediyesi'nin otoparkının olduğu kaldırımdan zaten sıcak olan havada ağır ağır yürürken bir olaya şahit oldum.

Yürümemek için bahane ararken aradığımın çok da üstünde bir durumla karşı karşıya kaldım.

Elinde bir saksıyla yolda zar zor yürümeye çalışan tahminen 70-75 yaşlarında yılların verdiği tahribatı omuzlarında taşıyamayıp kamburuna vermiş ton ton bir teyzemiz.

Elindeki saksıyı taşımaktan bitap düşmüş olacak ki hemen kenardaki kaldırıma oturmuş ve kendisine yaklaşan bir güvenlik görevlisi.

Onun da yanında iki tane abimiz teyzemize 10 metre ileride duran beyaz bir arabayı gösteriyor.

Önce niye böyle yaptıklarını anlamadım. Sonra aracın ön tarafında "Görevli" yazısını görünce ve sonraki olayları takip edince ağlamamak için kendimi zor tuttum.

Hayatın yorduğu teyzemize otomobilden inerek seslenen abinin ağzından "Buyur anne. Gidelim hadi." cümleleri döküldükten sonra tıpkı bir belediye başkanına yapılan muamele yapıldı ve şoför olduğunu tahmin ettiğim abi teyzemiz araca binene kadar bekledi esas duruşuyla ve sonunda teyzemiz araca bindikten sonra kapıyı kapattı.

Ardından teyzemiz elinde taşıdığı ve kaldırımda duran çiçeği sordu.

Görevli 3 abiden biri çiçeği aldı ve arabanın ön koltuğuna koydu.

Şoför abi yine seslendi teyzemize "Meram Dere'ye değil mi anne?"

Teyzemizin sesi çok az çıkıyordu. Şoför abi "Bana tarif et anne" diye tekrar seslendi.

Çiçeği arabanın ön koltuğuna yerleştiren bıyıklı abi ve güvenlik görevlisi abi teyze arabayla hareket edene kadar dikkatle izlediler.

Teyze evine doğru yola çıktı ve sonrasında dünyada sıkılan kurşunlar, yapılan savaş planları, ekonomik kötülükler, işlenen suçlar yapılan bu iyilik karşısında esas duruşta bekledi.

Beklemeliydi de zaten.

Bu küçücük iyilik aslında çok anlam taşıyordu.

Dünyayı ve Konyamızı da güzel yapan da zaten bu küçük iyiliklerdi.

Halkın parasıyla çalışan otomobil, yine halkın hizmetinde... Helal olsun diye bağırasım geldi.

Bunun dışında en hoşuma giden taraflarından biri de (İçimi rahatlatan) hayatı boyunca darbelerle devletini tanıyan, birçok elim olaya şahit olan teyzemiz devletimizin şefkatiyle tanıştı. Bunda emeği olan herkese teşekkür ederim.

Keşke ben de her anı canlı canlı gözlerimle görmek isteyen biri değil de her anını ve çevresini sosyal medyada yaşayan biri olsaydım, sizlere bu güzel anları cep telefonumla çekip izletebilseydim.

Yaşanan bu güzel anları size böylesi samimi cümlelerle anlatabildiysem ve bu anları gözünüzde canlandırabildiyseniz ve yine bu mutluluğa, içimi dolduran bu mutluluğa siz de ortak olabildiyseniz, sizin de içinizde hayata dair bir umut ışığı yandıysa, ne videonun ne de bir kare fotoğrafın bence bir kıymeti yok.

O anı görmek ve yaşamak inanın sizin için görüntü almayacak kadar yoğundu ve kıymetliydi. Bunun için özür dilemiyorum.

Bu olayla ilk aklıma ya biz de böyle olursak diye düşündüm. Sonra dedim ki "Bu abileri yetiştiren annelerden birisiyizdir umarım." Umarım bizim nesillerimiz bize "Bize reva gördüğünüz yaşam buydu. Alın. Size yağmurlu havada su yok" cevabını vermez.

BİR PARANTEZ

Devletimizin kurumlarından Konya Büyükşehir Belediyesi son günlerde su ve ulaşım indirimi konusuyla karşı karşıya kalmasını yadırgayanlardanım.

Yıllardır ve halen Türkiye'nin en ucuz suyunu ve ulaşımını Konya kullanıyor.

10-15 kuruş indirim bence kimseye bir şey kazandırmaz.

Konya'ya kendini bilip okumaya gelen kardeşlerimiz bu durumdan ve Konya'nın yapısından oldukça memnun.

Acaba Konya'nın değerini biz mi bilmiyoruz? Ne dersiniz?

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Konyapol | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.