• BIST 98.631
  • Altın 228,004
  • Dolar 5,7865
  • Euro 6,7031
  • Konya 17 °C
  • Ankara 17 °C

Korku Neticemde Ter Gibi Birader

Vatandaş Cuma

     Korku demişti yazar, kiminin elindeki balyoz, kiminin tüylü diviti…

     Korkunç bir güne, korkuyla başlayan korkaklar gibi korka korka uyanan bu kardeşiniz, korkmasın da ne yapsın. Ev sahibim çık diyor, “ben oturacağım”. Evden çıktım, yeni ev buldum, nakliyeciye maaşın yarısını, emlakçıya bir kira bayıldım, yeni evin eksiklerini tamamladım, kapıcı aidatını denkleştirdim, elektrik, su, doğalgaz aboneliklerini yaptım diyene kadar Konya ortalamasında 3 bin liran uçtu gitti, gider. Allah’tan istikrarlı bir ekonomiye sahibiz de koalisyon gibi bir bela yok başımızda. Korkuyoruz tabii ki istikrarımız bozulmasın diye. Korkarım ki dış mihrakların niyeti de bu istikrarı bozmak.

     Korkma be! Demir gibi gençliğim, cıva gibi civanmertliğim oldukça bu vatanı bırakır mıyım ona buna şuna… Şırıngayla alırım yeminle kanı! Gerekirse bankadan kredi çeker, faiziyle iki katını öderim, bu yıl hiç kıyafet almam,

     • Tatile gitmem (zaten çok gereksiz, tatil de neymiş),

     • Hastalanmam, çocukların da hastalanmasına müsaade etmem, mutfak masrafını kısarım, öğlen yemek yemem (hem biraz fit bir vücuda sahip olurum),

     • Pazardan meyve almam, çocuğa bez ne gerek (Amerikan kumaşıyla halleriz),

     • Kızı okula servisle değil, yürüyerek gönderirim (tabii ki boynuna cevşenini takarım, Allah kaza bela vermesin diye),

     • Telefonumu satarım (zaten radyasyon yayıyor),

     • Yol masraf olmasın diye elkartı okutmam, turnikeden atlayarak geçerim (valla sonra basacam param olunca, ne de olsa tüyü bitmemiş yetimin hakkı var)

     Yine de devletimin arkasında dururum. Kolay mı bu vatana göz dikmek? 

     Neyse, konumuza dönelim. İşe geç kalacağım korkusuyla sabah namazından önce uyandım. Kâbuslar bırakmadı o da var tabii. Sabaha kadar vesayetçilerin, işbirlikçilerin, teröristlerin tehditleri karabasan oldu. İdareyi ele geçirecekler de ekonomimizin içine edecekler diye ödüm koptu. Allah muhafaza ne özgürlüğümüz kalır ne can güvenliğimiz. Allah zeval vermesin devletimize. Lüks lüks yaşayıp gidiyoruz. Standardımız yükseliyor. Hırsızlık yok, cinayet yok, tecavüz yok, polisimiz, askerimiz kaçakçılara, teröristlere müsaade etmiyor, seve seve vergimizi veriyoruz. Yargı mekanizması tıkır tıkır işliyor. Adaletsizlik görürsek BİMER’e, CİMER’e şikayet edebiliyoruz. Devlet idarecilerini eleştirebiliyoruz. Tutturmuş muhalefet diktatörlük diye, Allah’tan belamızı mı istiyoruz? 

     Konuya giremedik bir türlü. Derken, kahvaltımı yaptım, traşımı oldum, dişlerimi fırçaladım, ayakkabımı boyadım, en güzel tek takım elbisemi giydim. Tramvaya doğru yürümeye başladım. Bizim ev biraz uzak. Malum Konya, Türkiye’nin en geniş coğrafi büyüklüğe sahip metropol şehri. Durağa yaklaşırken karşıdan gelen bir grup köpekten biraz çekindim, korkmadım ama. Bana doğru koşarak geldiler, korktuğumu o zaman hissettim. Kaçarken düştüm, onlar da benden korktu. Onlar korkak, ben korkak, biz korkak… 

     Koşarak tramvaya yetiştim ama yine de işe geç kaldım. Nedeni tramvay arızası. Şimşek çaktı birden, elektrik nakil hattı koptu dediler. Bayağı korktuk. Dolmuş beklerken uzun bir kuyruk oluştu. Dolmuş şoförleri polis korkusundan ayakta yolcu almadılar. Gelen takviye otobüsleri tıklım tıklım doldu, yeni gelen yolcular bana tebelleş oldu: “Hemşerim bu nereye gidiyor?” Onlara laf anlatayım derken ilk takviye otobüs gitti, bu da bana büyük ders oldu. Hava biraz soğuk üşüdüm, hafazanallah ya hasta olursam. Şimdi hastaneye gitmek için patronu ikna etmek gerek. İkna ettik diyelim, hastaneden randevu almak gerek. Doktorun istediği tahlilleri yapmak zaman alacağı için patrona açıklama yapmak gerek. İlaç almak için bir sürü para vermek gerek. Amaaan ne ilacı canım? Hap içsen de bir hafta içmesen de bir hafta. Giderim bir duble çay içerim Alparslan’ın yanında, ısıtırım kendimi. Yasin de bir cigara verir değme keyfime.

     Hastane dedim de bunu söylemeden geçemeyeceğim. Hastanelerimiz Avrupa standartlarının çok çok üstünde hizmet veriyor. Üstelik ücretsiz. Eskiden olsa hastaları rehin alırlardı. Yok sen yeşil kartlısın, sen emekli sandıklısın, sen sigortalısın. Sınıf sınıf ayırırlardı. Şimdi otel konforunda 5 yıldızlı hastanelerimiz var. Devlete verdiğimiz hastane katkı payı helali hoş olsun. Üstelik özel hastanelere de gidebiliyoruz artık. En fazla yüzde 400 para kesebiliyorlar. Devlet büyüklerimizin ellerinden öperim. 

     Allah’a şükür bizim komşu beni gördü de el yaptı. Bindim şirket arabasına güzergâhta indim. Aslında bu komşuyu hiç sevmem sürekli eleştiriyor sistemi, neüdüğü belirsiz kitaplar okuyor, kıçında don yok diye servet düşmanlığı ediyor. Yok zenginlerin parasında yoksulun da hakkı varmış, onlar kazandığı için yoksullar kazanamıyormuş falan, filan işte. Adam çalışıyor kazanıyor, sen de daha çok çalış daha çok kazan. Hem çalışmak ibadettir. Allah boş duranı sevmez. Senin beğenmediğin devlet, senin aldığın asgari ücrete yüzde 10 zam yaptı da bin 404 lira alıyorsun artık. Neyine yetmiyor diye kendi kendime söylendim biraz. Bir yandan da bir korku sardı beni. Ulen dedim, bu muhalif şimdi arabasına da bindik başımıza iş gelmesin…

     Neyse ki sonunda iş yerime ulaştım. Olağandışı bir kalabalık vardı, merak etmedim. Bizim Ömer abi “birkaç kişi işten atıldı” dedi. Haa dedim kim bilir ne yaptılar da atıldılar işten. İşinin kıymetini bilmeyen muhannete muhtaç olur. Sen çalışacaksın ki ülke ekonomisi güçlensin, ülkemiz kalkınsın, dışarıda itibar sahibi olsun. Ama bizim milletimiz tembel kardeşim. İş verirsin, iş beğenmez. İşe girer maaşım az der. Böyle mırın kırın eder, işini doğru düzgün yapmazsan atarlar tabi seni işten. İyi yapmış patron. Elleri dert görmesin. Bunlar safi zarar safi ziyan. Bu konuşmalar, Ömer abinin ses tonunun yükselmesiyle son buldu: “İşten atılanlar arasında sen de varsın.” Başımdan aşağı kaynar sular döküldü sandım. “İyi ama beni niye attılar işten” dedim. Ömer abi başını eğdi: “Asgari ücret 100 lira artınca şirket zarar etmiş. Bu yüzden küçülme kararı almışlar” dedi.

     Evet, işten atılmıştım ama haklıydı adamlar. Belki ben ekonomik bir darboğaza düşecektim ama olsun. Sonuçta şirketlerimiz ayakta durursa ekonomimiz iyiye gider. Ekonomimiz iyi olursa da devletimiz daha çok güçlenir. Yeter ki tekrar güçlü olsun ülkem, ben kendimi her türlü feda ederim.

     O değil de akşam 5 ekmeği nasıl alacağım.  Al sana bir korku daha. Neyse amaaan bu da geçer. Bundan daha beteri ne olabilir ki? Sanki aç mı kalacağız. Kaderimizde bu da varmış. Allah var kaygı yok.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Konyapol | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.