• BIST 86.796
  • Altın 249,034
  • Dolar 6,0406
  • Euro 6,7414
  • Konya 10 °C
  • Ankara 9 °C

Medeniyet ve Emperyalizm İkilemindeki İnsan

Murat Alan

Bir şehre bakarken insan, kendini, bütün pişmanlıklarını ve tarihten beri gelen çığlığını duymalı.

O zaman insan, belki insan olur.

İnsanlık hangi devirde kaç yıl barış içinde yaşadı bu bir bilinmez. Ancak  bir gerçek var ki ; her yeni toprağı keşfeden insan o toprak parçasını ya tarumar , ya da imar etmiştir. Nil i mübarek her yanını sulasa da  Mısır’ın  sadece %3 verimli toprağa sahiptir Mısır coğrafyası. Oysa  Mısırlılar bu dezavantajlarına rağmen ;dünya tarihine  büyük bir medeniyet inşasını  göstermişlerdir.Aynı  Mısırlılar Firavunlarıyla da zalimliklerini okutmuşlardır  tarih bilenlere. İsrail ve İsrail oğullarından da aynı tarihi serüveni görmüşüzdür. Bir dönemin mazlumları kısa bir dönem sonra zalim olmuşlardır.

Dünya iç geçirmelerini kendince aladursun ,uzaydan bakınca belki çok anlamsız olan bu yaşam parçacığı yanı başında iken ne kadar da anlamlı olabiliyor. Ne uğruna yapılan savaşlar anlatıyor bu anlamın yükünü ne de barış ile geçen zamanların dili. Her nerede yaşıyorsak bilinmelidir ki ;hem gözyaşı hem kahkahalar hakim olmuştur şu kısacık konuklukta.

Bilmem kaç milyar kere tüm canlıları ile dolup dolup tekrar boşalan  dünya, tüm eski sevapları, günahları , tüm eski adanmışlıkları,  ihtirasları ,savaşları ve barışları kaç milyar kere insani olan her şeyi  tekerrür etmiş  ve etmeye devam edecektir. Boşuna mı demiştir Montaigne; ‘Bir insanda insanlığın bütün halleri malumdur’ diye.

Eski kadim medeniyetler insan eli ile inşa edilirken yine insan eli ile yıkılmışlardır. Bizler 1000 yıldır yaşadığımız bu topraklardan göçüp giden nice uygarlıkları ne kadar içimize göm sekte ( Aynı zamanda Ortadoğu) bu hayalet medeniyetler hafızamızda, kültür atlasımızda bizi buluyorlar ve;

Diyorlar ki:

“Ey insanoğlu !

Biz de buradaydık.

Biz bulduk yazıyı belki ama ‘ayrılığı’ yazmadık.

Belki biz bulduk tekerleği ama sevgiyi taşıyamadık.”

Belki çok ilginç bir kelime ,belkinin kendisi …

Çatalhöyük'te  komünsel  bir  yaşam süren insanoğlu o çağlarda kendini  insanlardan çok hayvanlardan korumak istiyordu. Güvenlik nedeniyle evlerin penceresi yoktu. Evlere evin tepesinden bir mecburiyet yüzünden giriş yapılıyor ve bir evden başka bir ailenin yaşadığı eve geçiş yapabiliyorlardı. Her aile altında ya da üstünde olan aileyi koruma içgüdüsüyle hareket ediyordu. Hatta ölüleri bile koruma içgüdüsü devam ediyor ; aileden olan ölüleri ailenin evinin altına gömüyorlardı. Ateşi bile kullanamayan bu insanlar ne kadar saftı  ve kapitalizm henüz doğmamış  ve hele vahşisi henüz piyasaya çıkmamıştı.

Romalılar taştan yaptıkları yollarla Paris’e kadar ulaşabiliyor fakat tüm dünyaya buldukları hukuk terimleri  ile yön veriyorlardı. Kira ,kontrat gibi hukuksal  terimler Romalıların eserleriydi  kolezyumlar kadar ihtişamlı olmasa da. Onlarda zulüm sahipleriydi. Ama torunları bu sömürge işini en ahlaksızca, en zalimce ve en alçakça bir şekilde yaptılar.

Maalesef tüm dünyada bazı ortak kavramlar müthiş bir yıkılmaya tarumara uğradı. Düşünüyorum , nasıl bir deyim ile diyebiliriz ki ‘doğu medeniyeti’ ya da‘batı medeniyeti’. Medeniyet, ’bir ülkenin veya toplumun maddi ve manevi varlıklarını, sanatını, felsefesini ve düşüncesini’ ifade eder.  Bu bağlamda ben emperyalist  batı ya da doğu ülkelerinin medeni olduğunu artık düşünemez oldum.

Bazen kendime soruyorum ;

‘Acaba eski barbar kavimler dahi bu sözde medenilerden daha mı medenilerdi?’

Sorular sormak tarihe bakıp kendini sorgulamak ve insan kalabilmek

İşte bütün bunlar hepsi insan işi.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Konyapol | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.