• BIST 86.796
  • Altın 249,034
  • Dolar 6,0406
  • Euro 6,7414
  • Konya 10 °C
  • Ankara 9 °C

Popülizm Sarmalında Tarih ve Şahsiyetler -1-

Murat Alan

Her ulus devlet kendi vatandaş prototipinioluşturmak üzere eğitim sistemini ve ona bağlı olarak bu ulus devletin propaganda aygıtlarını oluşturur. Tarih bilinci vatandaşta ulaşılmak istenilen olgu ve düzey önceden dizayn edilir.

Daha önceki dönemlerde bir buğulu camdan baktırılmak gibi bir kaygı ile Cumhuriyetin ilk yıllarına baktırılmak istenilmiştir. Bu nedenle yeni mitler ,aforizmalardan faydalanılmıştır. Diğer dönemlerde iktidarlar kendilerine göre yeni elverişli konular üzerinden toplumsal dönüşüm süreçlerini yaşamaya ve bu yaşama ile kendi iktidarlarının yaşamasını hayal etmişlerdir.

1980 lerden 90 ‘ların başına kadar sağ muhafazakar ve liberal bir iklim yaşanmış ve tarih algısında yeni paradigmalar konuşulur olmuştur.1990 larda sağın liberalliği ve muhafazakarlığıve  kendine has üslubu ile özgün bir hale taşıyan Erbakan tarihten oldukça fazla yararlanmıştır. Rahmetli Erbakan özellikle Fetih ve Fatih olgusu üzerinden kitlesini  ve teşkilatını zinde ,eğitimli ve donanımlı bir yapıya  büründürmeyi arzulamıştır. İstanbul’da bu bağlamda Fetih geceleri tertip etmişlerdir

“Fatih ve Fetih “evet bu olgu siyasiler kadar benimde ilgimi çok çeken bir konudur. Benim Fatih algımda incelmiş bir ruh vardır. Fatih o dönemin Sünni eksenlikatı bir eğitiminin içinden geçmiş olsa da, derviş olmak için yanıp tutuşsa da  ,şeyhine gidip “Beni azat eyle tekrar dergaha döneyim” dese de ,Fatih kendinin ötesine geçmiş , Osmanlı Padişahları içerisinde en entelektüel padişahlardan biri  olmuştur.

Sanatçıları özellikle himaye eden Fatih ,İtalya’danBellini’yi  getirterek o meşhur portrelerini yaptırmış. Fakat torunu Yavuz bu portrelerin bir kısmını kırdırmış hatta yaktırmıştır. Meşhur elinde gül ile tablosu günümüze kadar ulaşmıştır.Fatih dört dili en ince detaylarına kadar bünyesinde nüfus etmekteydi. Antik Yunan eserlerini kendi  diliyle okuyabilecek kadar o dile hakimdi.

O İstanbul’u hiç denenmeyen bir yöntem ile almasını bilmiştir. İstanbul’u kuşatırken hem karadan hem denizden kuşatarak sonuç almıştır. Daha nice kumandan İstanbul’u ya tek karadan ya da tek başına denizden kuşatarak sonuç almaya çalışmışlardı. O dönem ordularının gücü ve teçhizatı buna uygun değildi ve Bizans’ın jeopolitik durumu bu tarzda bir   kuşatmaya fırsat vermiyordu. Fatih politikolarak batıdan izole edilmişbir  Konstantinopolis istiyordu. Ayrıca batıdaki Katolik, Protestan çekişmesinden faydalanmasını bilmiş ve ona göre politika geliştirmişti.

Bizde tarih anlatımı kahramanlar tarihi üzerinde kurgulandığı için bence Fatih yeteri kadar anlaşılamamakta ve mistik bir kahraman örüntüsü ile zihinlerde asıl yeri dolmamaktadır. Fatih ‘in serüveni zaten olacakmış gibi ya da zaten olmaya mahkum bir Fetih anlatımı ile heba edilmektedir.

Fatih risk almıştır, eğer İstanbul’u alamamış olsaydı ve bu sefer başarısızlıkla bitseydi, o zaman diğer devletlere karşı konumu ne olacaktı? Al aşağı edilme tehlikesi vardı. Bu da o esnada devlet otoritesini derinden sarsacak bir adımda olabilecekti. Çok cephelerde planlanıp sadece zafere odaklanmış bir plandan bahsetsek daha anlaşılması mümkün olacaktır.

Fatih bu harekatı yaparken müthiş bir deniz bilgisine sahip olmak zorundaydı. Coğrafi bilgi ve topoğrafyayı bilmesi gerekliydi. Hava, iklim bilgisinin gerekliğini hiç söylemeye gerek bile duymuyorum. Bizans’a yakın köylerin bir biçimde ekarte edilişinden tutun da, dev topların hareketli hale getirilmesine kadar ve küçük topların şu an da uygulanan roket atabilen küçük kamyonetler gibi taşınabilmesine kadar nice ince fikir gerektiren işler ancak  çağı aşan bir bilgi donanımıyla mümkün olabilirdi.

Tarih , Türkiye’deki gibi olduğu haliyle sorgulamaktan, neden sonuç ilişkisini kurmaktan maalesef uzaktır. Ama burada akademi düzeyini ayrı tutarak bu durumu bir vaka olarak görmekteyiz. Fatih ile başlayan ve devamı gelen cümleler bizim hep duygusal yönümüzün bir yansımasıdır.İstanbul’u alışı  onun İstanbul’u alan seçilmiş kişi olmasından çok ,çalışmış kendini geliştirmiş kişi olması ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Hatta bu şekilde donanımdan yoksun  olan bir Fatih ve ordusu İstanbul’u alamazdı.

Bundan sonraki yazımda özellikle yeni bir furya olan dizilerdeki tarih algısının zihnimizde oluşturduğu tahribat üzerinde duracağız.

Konumuz Abdülhamit Han olacak inşallah.

Sağlıcakla kalın…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Konyapol | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.